1 Temmuz 2014 Salı

Reis seçen cumhur

Hayalediyorum : cumhur yani biz yani sizler reisimizi seçerken birkez daha düşünsek ve yüksek seçim kurula desek ki: "Ey yüksek Seçim Kurulu" 

Reisicumhur' u biz seçmiyoruz. Halk seçmiyor!

 Halkın seçmesi için hazırlanan yasalar, milletvekillerini milletten üstün ve imtiyazlı tutarak, adete halkın üstünde bir seçkinler sınıfı gibi davranarak, “halkın kimi seçeceğine biz karar veririz” mantığı ile hazırlanmış yasalardır.
 

Dolayısı ile 2014 Ağustosunda yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı seçimi halkın iradesini yansıtmayacaktır. 

Aşağıda sıralanan  olay ve sebeplerden ötürü; 6271 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu” Türk halkının temel hak ve hürriyetlerini kısıtlamaktadır ve iptali gereklidir.

 

Gereğinin yapılmasını arz ederim.
diyebilemeyi, hayalediyorum

 

Ne sebepten :

 

1) 2007 Referandumu:

2007 yılında yapılan referandumun “bir parçası” olarak halkımıza Cumhurbaşkanını kendisinin seçip seçmek istemediği sorulmuştur. Ne tesadüftür ki, referandumun yapılacağı gece Kuzey Irak'tan gelen 150 kişilik terörist grup Dağlıca Komando Taburu'na saldırıda bulunmuş, çatışmada 12 asker şehit düşmüş, 16 asker yaralanmış ve 8 asker de Kuzey Irak topraklarına kaçırılmıştır. Sonuç olarak %67 seçmen katılım oranıyla %69 evet oyu alınmıştır.

 

TBMM, devlet yönetiminin birbirinden farklı alanlarını tek bir “torba referandum” ile halka sunmuştur. Oysa halkların referandumun içerisinden bazı maddelere evet, bazı maddelere hayır diyebilme hakkı vardır. Bütün gelişmiş demokrasilerde referandum maddeleri (bütünlük söz konusu değilse) ayrı ayrı oylanır. Bu haklarının en basit ispatı milletvekillerinin mecliste sunulan herhangi bir tasarının farklı farklı bölümlerine dilediklerinde müdahale edebilmeleridir. Bu, milletin vekillerine verilen bir imtiyaz değil, halkın sahip olduğu kudretin bir yansımasıdır. Milletvekilleri bu hakkı, referandumda halkına geri vermemiştir.

 

2) 6271 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu” Madde 7(1) deki hata: (Siyasi yönetim için oy verdiğimiz milletvekillerinin onayı olmadan Cumhurbaşkanı adayı olunamıyor. Bunun neresi “halk seçimi?”)

MADDE 7 : (1) Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri içinden veya Meclis dışından aday gösterilebilmesi en az yirmi milletvekilinin yazılı teklifiyle mümkündür. Her bir milletvekili ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

 

Halk milletvekillerine görev verirken, devletin yasama organına temsilci gönderir. Cumhurbaşkanlığı yasama organının ne bir parçasıdır, ne bir alt makamı, ne de üst makamıdır. Cumhurbaşkanlığı Anayasamızda da tanımlanan farklı bir makamdır. Cumhurbaşkanı hükümeti değil, devleti temsil eder. TBMM’den çıkacak bir isim, meclisin doğası gereği, siyasi bir isim olacaktır. Oysa Cumhur’un başkanı olmak siyasi olmayı gerektirmez.

 

20 milletvekili imzası uygulaması 1980 Anayasasının bir parçasıdır. O dönemde Cumhurbaşkanını seçen TBMM olduğu için o maddeye gerek vardı. Halk seçiminde gerekliliği kalmamıştır.

 

Ayrıca, milletvekillerine sadece yasama yetkisi verilmektedir. Cumhurbaşkanı adayı seçme kriteri kendi kendilerine verdikleri bir haktır. Bu hakkı milletten almamışlardır.

 

Her TC vatandaşı Cumhurbaşkanı adayı olabilmelidir. Olabilecek on binlerce başvurunun oy sandıklarına yansıması teknik bir konudur ve YSK, Türk halkının temel hak ve hürriyetlerini kısıtlamadan bir kriterler zinciri oluşturabilir, ya da bunun için bir çalışma yapılabilir.

 

3) 6271 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu” Madde 7(2) deki hata:

MADDE 7 - (2) En son yapılan milletvekili genel seçimlerinde, aldıkları geçerli oylar toplamı birlikte hesaplandığında, yüzde onu geçen siyasi partiler ortak aday gösterebilir. Her bir siyasi parti ancak bir aday için teklifte bulunabilir.

 

Cumhurbaşkanlığı siyaset mecrası değildir. Cumhur’un başkanı da adaylığından itibaren siyasetçi değildir. Siyaset üstü bir makamın adayıdır. O yüzdendir ki siyasi partilerin cumhurbaşkanı aday göstermeleri de mantıklı değildir. Çoğulcu demokrasinin gereği olarak yürütme görevi verilen TBMM, tarihi boyunca kendisinin olmayan bir görevi üstlenmiş, yanlış üstüne yanlışlar yapılarak, yanlışın doğru olduğu zannedilen bir gerçekliğe gelinmiştir.

 

4) 6271 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu” Madde 4(5) deki hata:

MADDE 4: (5) Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer.

 

Bu madde Cumhurbaşkanı adayının, şayet bir parti mensubu ise, mensubu bulunduğu partinin lojistik ve finansman olanaklarını kullanarak diğer adaylara haksız üstünlük kurabileceği anlamına gelmektedir. Yani mensubu olduğu partinin belediye başkanlarının şehirlerinde billboardlarında sadece o adayın fotoğrafları sergilenebilecektir. Bunun neresi halkın özgür seçimidir?

 

5) 6271 sayılı “Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu” Madde 6’daki hata:

MADDE 6: Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.

 

Yasama erk’i “Torba referandumlar” sayesinde Türkiye Cumhuriyetinin egemenliğini kendi kurmuş olduğu zümreye devretmiştir. Gücünü 1980 Anayasasından alan “Siyasi Partiler Kanunu” bu zümrenin şah damarıdır. 31 yıldır bu kanunu değiştirmek yerine, daha da anti-demokratik yasa değişiklikleri uygulanan bu yasanın sonucu olarak millet, vekillerini seçmektedir. Halkımız seçimlerde kendi vekillerini seçmek yerine “kötünün iyisi”ni seçmek zorunda bırakılmışlardır.
Yani biz bu sandıkta da demokrasi adına pek fazla bir şey bekleyemeyiz. Başkana razı olmazken başımıza bir REİS gelmiş olacak ki geçmiş ola ondan sonra da. Saygılar. Düşünmekten kimseye zarar gelmez. Bir daha düşünelim.